Inhalt

Genel olarak bu durum, önemli bir sağlık politikası skandalıdır. Sağlık profesyonelleri için hastalığı önlemek, en az hastalığı tedavi etmek kadar önemli olmalıdır. Ancak, doktorlara, hastanelere, ilaç şirketlerine, vb.ne sahip milyarlarca dolarlık sağlık sistemi, çoğunlukla hastalıkların tedavisinden para kazanır. Hastalıkların önlenmesi üzerinde duran kapsamlı bir politika, sağlık endüstrisini, gelirinin çoğundan mahrum etmektedir. Bu nedenle sağlık ve et endüstrisinin bu politika üzerinde sahip olduğu etkinin ışığında, hastalığı önlemeye – daha sağlıklı beslenme şekillerinin benimsenmesi ile elde edilebilen bir amaca – nispeten daha az önem verilmesine şaşmamak gerekir. Pek çok gıda üreticisi, sağlıklı olmayan gıdalar satarak çok para kazanmaktadır. Buna karşılık, sağlık endüstrisi, sağlıksız beslenmeden kaynaklanan hastalıkları tedavi ederek para kazanmaktadır. Bu, insanların, hayvanların ve çevrenin acı çektiği bir kısır döngüdür. Elbette ki makul ve akıllı bir kişi, sağlıklı bir beslenme şekli benimsemenin kendi çıkarına olduğunu bilir. Beslenme üzerine yapılan bilimsel çalışmalardan yaptığım analiz, çeşitli ve gereğine göre uygulanan vegan beslenmenin tüm beslenme şekilleri arasında en sağlıklısı olduğunu açıkça göstermiştir ki bu analiz, beslenme uzmanlarının elde ettikleri sonuçlarla kanıtlanmıştır. Hatta bu sonuç, beslenmeye dair çok az bilgi sahibi olan kişilere de açıkça gösterilmiştir, çünkü et, süt ve peynir tüketimi ile ciddi sağlık riskleri arasındaki bağlantı net bir şekilde belgelenmiştir. Ancak, et, süt ve peyniri ayıran her beslenme de sağlıklı değildir. Beslenme üzerine yapılan sayısız bilimsel çalışma, vejetaryen ve vegan olarak beslenen kişilerin et yiyenlere göre daha sağlıklı olduğu sonucuna varmıştır, buna rağmen sağlıklı olabilmek için vegan beslenmenin yine de çeşitli olması ve iyi dengelenmesi gerekir! Vegan beslenen kişilerin özellikle B12 vitamininin potansiyel kaynaklarının farkında olması gerekir, çünkü bu vitamin sadece mikro organizmalar (bakteriler) tarafından üretilir ve bu nedenle öncelikli olarak et, iç organlar ve süt gibi kolay bozulabilen hayvansal kaynaklı ürünlerde bulunur. B12 vitamini eksikliği, sözde “uzmanlarının” vegan beslenmeye karşı çıkarken kullandıkları en önemli gerekçelerden bir tanesidir. Sorumlu bir hekimin anlattığı gibi, vegan beslenmeyi sağlıklı kılmak için bu beslenme şeklinin çeşitlenmesi ve bu beslenmeye uyan kişilerin zenginleştirilmiş meyve suları, kahvaltılık tahıl ürünleri, soya sütü vb.ni tüketerek yeterli miktarda B12 vitamini aldıklarından emin olmaları ve B12 takviyesi alarak kendilerini güvenceye almaları gerekmektedir. Alternatif olarak, kandaki B12 vitamin seviyeleri düzenli olarak kontrol edilmelidir. Ancak, et ve süt ürünleri ile balığın vücuda vereceği tüm zararlar göz önünde bulundurulduğunda sadece B12 vitamin eksikliği ile duyulan endişe nedeniyle vegan beslenmeyi reddetmek saçma olacaktır. B12 vitamin eksikliğini et ve süt ürünleri ile sağlığımıza oldukça zarar veren diğer gıdaları tüketerek gidermek oldukça saçmadır, çünkü zenginleştirilmiş gıdalar ve takviyeler alarak kolaylıkla bu durumun önüne geçilebilir.

Çevreyi kirleten maddeler ile okyanusların kirlilik seviyeleri ve dolayısıyla da balıkların bundan zarar gördüğü kanıtlanmıştır. Bunun yanı sıra kanser, kalp hastalıkları ve diğer önemli hastalıklar arasındaki bağlantı da birçok bilimsel çalışma ile onaylanmıştır. Bu nedenle, et, yumurta, süt ürünleri ve deniz ürünlerini beslenme içine almamak hem iyi bir fikirdir hem de sağlık açısından bunu yapmak gerekir. Kişisel gözlemlerim yılardır bana şunu çok iyi göstermiştir: Vegan beslenmeye karşı olan insanlar ya bu beslenme şekli ile ilgili yeterli bir bilgiye sahip değil ya da geçimlerini et, yumurta ve süt ürünleri satarak sağlıyor.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki yayınları şiddetle öneririm: